Elements of Life
Green House Art Days oluşumunun ilk aktivitesini sizlere duyurmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Oksitosin Tıp ve Sanat Platformu işbirliği ile hayata geçen projenin çatı teması ‚Yaşama Yön Veren Elementler‘ olarak tanımlandı.Oksitosin Tıp ve Sanat Plattformu kurucusu Prof.Dr. Elif Vatanoğlu-Lutz , bu kez merceğini birçok kadim kültürde gördüğümüz Elementler konusuna yönlendiriyor. Greenhouse konseptinin sahibi Züleyha Geels ile birlikte Elementler konusunu sanat yolu ile yeniden ele almayı amaçlıyorlar. Bu konunun temel felsefesine göre doğadaki Elementler bedensel ve zihinsel sağlığımızı yönetiyor. Evrendeki herşeyin temel taşı olduğu varsayılan elementleri Antik Yunan tıbbında dört element teorisi ( hava, su,ateş, toprak), Çin tıbbında beş element teorisi ( ağaç, ateş, toprak, metal ,su) ve simyacılarda yine beş element ( toprak, su, hava, ateş, ruh) teorisi olarak görüyoruz. Tüm bu yaklaşımların ortak çıkış noktası , doğadaki her şeyin elementlerden oluştuğu ve kendi içinde denge içinde olduğu yönünde birleşiyor. İnsan da doğanın bir parçası, onun küçük ölçekteki birimi olduğuna göre ancak doğayla uyumlu bir şekilde hayatını sürdürürse mutluluğu ve huzuru yakalayabilir. Eski dönemlerden beri elementler kavramı sadece, doğayı anlamak için değil, tıp, tarım, günlük yaşam, siyaset için de kullanılmıştır. Her bir element belli bir sıra içinde hareket eder ve kendisinden sonra gelen elemente hayat verir. Buna yapıcı denge denir. Ağaç, ateşi besler, çünkü ateşe atılan ağaç ateşin çoğalmasına sebep olur. Ateşin külleri toprağı yaratır. Toprak metale hayat verir, topraktan mineraller şeklinde metal çıkarılır. Metal sıvı haldeyken suya dönüşür, su da ağacı besler.Elementlerin arasındaki akış yapıcı bir denge içinde olabileceği gibi, yıkıcı ya da zayıflatıcı denge içinde de olabilir. Yıkıcı dengede her bir elementin birbirini ters etkilemesi, ele geçirmesi söz konusudur. Bu da bir dengesizlik yaratabilir. Örneğin ateş metali eritir, metal ağacı keser, ağaç toprağa baskındır, onu tutar ve zayıflatır. Toprak suya hâkimdir, onu bulandırır ve çamur haline sokar. Su da ateşi söndürür.Zayıflatıcı döngü yapıcı dengenin tam tersine işler, her bir element bir sonraki elemente hayat verirken kendisi de zayıflamış olur. Ağaç ateşi beslerken kendisi tükenir, ateş toprağı oluştururken zayıflar. Toprak da aynı şekilde metali oluştururken tükenir. Metal suya kendi gücünden verir ve zayıflar. Su da ağacı beslerken etkisi zayıflar. Tüm bu döngüleri yaşamın içinde, insan ilişkilerinin dinamiklerinde görmek mümkün. Bu kez tüm bu elementlerin aktif dünyasına sanat aracılığı ile , sanatsal yaratıcılık ile yeniden bakmak istiyoruz. Antalya Geyikbayırı’nda bulunan Greenhouse ise, büyüleyici doğası ile zaten bütün bu elementlere yıllardır ev sahipliği yapan bir alan ve bu kez bünyesinde sanata kucak açıyor,sanata daha çok yer ayırmak istiyor. Sürekli olmasını arzu ettiğimiz Greenhouse Art Days etkinlik serilerimiz Greenhouse Bayikbayırı’nda gerçekleşecektir.

İlk Etkinliğimiz Yaşama Yönveren Elementler
9 Mart 2025

Yaşama Yönveren Elementler
Bu konunun temel felsefesine göre doğadaki Elementler bedensel ve zihinsel sağlığımızı yönetiyor. Evrendeki herşeyin temel taşı olduğu varsayılan elementleri Antik Yunan tıbbında dört element teorisi ( hava, su,ateş, toprak), Çin tıbbında beş element teorisi ( ağaç, ateş, toprak, metal ,su) ve simyacılarda yine beş element ( toprak, su, hava, ateş, ruh) teorisi olarak görüyoruz. Tüm bu yaklaşımların ortak çıkış noktası , doğadaki her şeyin elementlerden oluştuğu ve kendi içinde denge içinde olduğu yönünde birleşiyor. İnsan da doğanın bir parçası, onun küçük ölçekteki birimi olduğuna göre ancak doğayla uyumlu bir şekilde hayatını sürdürürse mutluluğu ve huzuru yakalayabilir. Eski dönemlerden beri elementler kavramı sadece, doğayı anlamak için değil, tıp, tarım, günlük yaşam, siyaset için de kullanılmıştır. Her bir element belli bir sıra içinde hareket eder ve kendisinden sonra gelen elemente hayat verir. Buna yapıcı denge denir. Ağaç, ateşi besler, çünkü ateşe atılan ağaç ateşin çoğalmasına sebep olur. Ateşin külleri toprağı yaratır. Toprak metale hayat verir, topraktan mineraller şeklinde metal çıkarılır. Metal sıvı haldeyken suya dönüşür, su da ağacı besler.Elementlerin arasındaki akış yapıcı bir denge içinde olabileceği gibi, yıkıcı ya da zayıflatıcı denge içinde de olabilir. Yıkıcı dengede her bir elementin birbirini ters etkilemesi, ele geçirmesi söz konusudur. Bu da bir dengesizlik yaratabilir. Örneğin ateş metali eritir, metal ağacı keser, ağaç toprağa baskındır, onu tutar ve zayıflatır. Toprak suya hâkimdir, onu bulandırır ve çamur haline sokar. Su da ateşi söndürür.Zayıflatıcı döngü yapıcı dengenin tam tersine işler, her bir element bir sonraki elemente hayat verirken kendisi de zayıflamış olur. Ağaç ateşi beslerken kendisi tükenir, ateş toprağı oluştururken zayıflar. Toprak da aynı şekilde metali oluştururken tükenir. Metal suya kendi gücünden verir ve zayıflar. Su da ağacı beslerken etkisi zayıflar. Tüm bu döngüleri yaşamın içinde, insan ilişkilerinin dinamiklerinde görmek mümkün. Bu kez tüm bu elementlerin aktif dünyasına sanat aracılığı ile , sanatsal yaratıcılık ile yeniden bakmak istiyoruz. Antalya Geyikbayırı’nda bulunan Greenhouse ise, büyüleyici doğası ile zaten bütün bu elementlere yıllardır ev sahipliği yapan bir alan ve bu kez bünyesinde sanata kucak açıyor,sanata daha çok yer ayırmak istiyor. Sürekli olmasını arzu ettiğimiz Greenhouse Art Days etkinlik serilerimiz Greenhouse Bayikbayırı’nda gerçekleşecektir.

Aqua Materia Sanat
Ben ebru sanatından yola çıktım. Uzun süre geleneksel sanatın tekniklerini, malzemeleri ve farklı uygulamaları detaylarıyla öğrendim ve uyguladım. Ama Aqua Materia Sanat dediğim bambaşka bir olgu. Su ile toprak bir araya gelince yaşamın içindeki tüm yapıları orada görebiliyorsunuz. Bu yapılar ağaç içinde de var, bir deniz kabuğu içinde, bir yaprak içinde vücudumuz içinde de var. Bu yapılar mikrokozmostan makrokozmosa her durumda var, ve fark ettim ki nerede su varsa orada ortaya çıkıveriyorlar. Vücudumuzun yaklaşık yüzde yetmişi sudan oluşuyor. Mikroskopik seviyede görünen yapılar yine suyun belirleyici olduğu bir yaprakta, ağacın dalında görülen yapılarla benzeşiyor. Su bana ayna tutuyor. Su her yerde, çok basit ama derin bilgileri taşıyor. Basitliğin içinde sonsuz varyant var. Su nasıl tepki veriyor? Mesela geleneksel ebru sanatında farklı şekiller veriliyor, çiçek gibi. Bu şekiller benim ilgimi çekmiyor. Benim ilgimi suyun ve toprağın kendisi, etki tepki ilişkisi, hareketleri çekiyor ve doğadaki yapıları bu şekilde temel bir teknikle açığa çıkarıp okuyabiliyoruz. 20 yıla yakın süredir tamamen strüktürle ve su ile ilgileniyorum. Almanya’daydım ve ağaçların içleri, taşlar, kayalar, toprak ve bunların yapıları ilgimi çekiyordu. Bir süre yapıları daha iyi kavramak istediğim için fizikle ilgilendim. Bilimsel çalışmaları da öğrenmek için fizik kongrelerine dahi gittim. İstanbul’da yaşamaya başlamak ve su ile çevrelenmiş olmak bana inanılmaz ufuk açtı. İlk safhada suyu izleyerek başladım. Deniz kenarlarında oturup derin derin suyu izledim. Suyun yüzeyindeki hareketleri gözlemledim, önce fotoğraflar çektim, video kayıtları aldım, sonra resmettim ve hep suyun yüzeyini anlamaya çalıştım. İstanbul’un su şebekeleri, Taksim, Haliç, Belgrad su sistemleri üzerine araştırmalar yaptım. Sarnıçlara inmeyi, tepelere çıkmayı, herkesin gitmediği yerlerde bir şeyler aramayı seviyorum.
Sonra deniz sularından nehir sularına yöneldim, yani akan suya baktım. Tatlı su da farklı hareket ediyor. Ayrıca nehirlerde suyun hareketini taşlar, eğim gibi başka şeyler de etkiliyor. Bunları izlemek başka kapılar açtı zihnimde. Bir de ses çok önemliydi. Nehrin, suyun sesi akan suyun temel bir bileşeni.
Ebru sanatı ile tanıştıktan sonra ise bir sonraki safhaya geçtim. Suyun kendisiyle doğrudan çalışmaya başladım. Ben hareket ettikçe, su ile temas ettikçe suyun neler yaptığını denemeye başladım. Bedenim çalışmalarıma ana unsurlardan olarak dahil olmaya başladı. Bu çalışmalarıma Aqua Materia Sanat diyorum. Aqua Materia sanattan önce sanki daha suyun dışında kalıyordum, Aqua Materia ile, elementin kendisiyle çalışarak içeriye girdim. Orada ben hareket ettikçe, bir eylemde bulundukça gözümün önünde su tepki verdi. Direkt su ile temas olunca suyun hareketlerini de doğrudan okumaya başladım, suya daha yakın oldum. Kendimi suyun içine girebilmiş gibi hissediyorum. Suyun belli hareket etme şekilleri var. Kelimelerle anlatmak çok zor. Ben de bu durumların ardını görmek, keşfetmek istiyorum.’

Denge
Fırtınalı denizin coşkun dalgaları, yaşamın hareketliliğini ve kaotik güzelliğini temsil ederken, ağaç bu dinamizmin ortasında sabır ve dengeyle kök salan bir huzur sembolüdür. Eser zıtlıkların birbiriyle uyum içinde var olduğu evrensel dengeyi, doğanın döngüsünden esinlenerek etkileyici bir şekilde ifade eder.‘ Ahşap oyma sanatı, insanlık tarihi kadar eskidir. İAhşap, insanlar için erişilebilir bir malzeme olduğundan, dünya çapında pek çok kültürde ahşap oyma sanatı geliştiğini söyleyebiliriz. Bir zamanlar tümünün ağaçlarla kaplı olduğuna inanılan üzerinde yaşadığımız coğrafyada, insanlar tarih boyunca gelişen ağaçlardan beslenme, yakacak, ilaç gibi temel ihtiyaçlarını karşılamışlardır. Bunun yanında bazı ağaç türleri inanışlara vesile olmuş , örneğin Anadolu’da çınar ağacı gibi bir çok ağaç hükümdarlık ve güç sembolü olarak tarihteki yerini almıştır. Ağaçlar, yani orman varlıkları yenilenebilen canlı doğal kaynaklar olarak görülmektedir. Her canlı formunun olduğu gibi ormanların da bir yaşam döngüsü bulunmaktadır. Canlıların ürkütücü ama kaçınılmaz gerçekliği olan ölüm, ormanlar söz konusu olduğunda yangın olarak kendisini göstermektedir. Son yıllarda yangınların sayıca artışının sebebinin doğrudan veya dolaylı insan aktiviteleri olduğunu tahmin ediyoruz. Atıkların orman içlerinde bırakılması, kontrolsüz ateş yakılması ve sabotajlar doğrudan; hava sıcaklıklarının artmasına ve kuraklığa sebep olan küresel iklim değişikliği de dolaylı biçimde yangınların artışına sebep olmaktadır. Ayrıca yangınların sebep olduğu emisyonlar da iklim değişikliğini etkileyerek bir kısır döngü yaratmaktadır. Havadaki toz, duman ve kül bulutu dağılıp güneş çıktığı zaman, küllerinden doğan bir zeytin ağacı gibi; ormanlar da, kendi kendine rehabilite olabilecek doğal güce sahiptir. Sürdürülebilirlik açısından son derece önemli olan bu durum özellikle atık orman ürünlerinden,tıpkı Canan Hanım’ın yaptığı gibi, sanat üretimi yapıldığında bizleri daha derin bir farkındalıkla karşı karşıya bırakmaktadır. Günümüzde sürdürülebilirlik kavramı, çevreye duyarlılık ve doğal kaynakların verimli kullanımı açısından büyük önem taşımaktadır. Bu bağlamda, ahşap malzeme doğal ve sürdürülebilir özellikleriyle öne çıkmaktadır. Tarih öncesi dönemlerden beri bir yapı malzemesi olarak ahşap; dayanıklılığı, öz ısısı ve dokusuyla kullanım sürekliliği gösteren bir malzeme olmuştur.
Sanatçılarımız
9 Mart 2025

Silvia Bener
Silvia Bener (1964, Almanya) Berlin´de bulunan Universität der Künste (UdK)‘ de görsel sanatlar alanında lisans ve yüksek lisans eğitimini tamamladı (1992 – 1998). Bener’in işleri Almanya, Çin, İzlanda ve Türkiye’de sergilendi.Resim ve video yerleştirme gibi farklı mecralarla çalışan (multimedya) sanatçının pratiğinin merkezinde su yer alır. Su yüzeyi üzerinde boyalarla çalıştığı, araştırmaya ve deneyselliğe dayalı kendi geliştirdiği teknikteki çalışmalarını Aqua Materia Art olarak isimlendiren Bener, güzellik, derinlik, sonsuzluk gibi kavramlara odaklanan su üzerine çalışmalarını ağırlıklı olarak 2003’den beri yaşamakta olduğu İstanbul’da sürdürüyor. Silvia Bener sanat pratiğinin yanında Aqua Materia sanat odaklı atölye çalışmaları düzenliyor ve farklı kurumlarda su üzerine seminerler veriyor.

Aşkın Ercan
Aşkın Ercan çalışmalarında, suyun hafızası ve kültürel etkileri üzerine yoğunlaşır. Sanatçı, suya uygulanan şiddeti farklı disiplinler ve yöntemlerle görünür kılarak bir tartışma alanı açar. Sözlü tarih, yerel bilgelikler ve gündelik yaşam pratikleri, su araştırmalarının odak noktasıdır. Aynı zamanda efsaneler ve mitolojik anlatıların ekolojik temsillerini, geçmiş ile bugünü, ekolojik ve kültürel bir diyalog içinde yeniden kurgular. Video, ses ve oyun-performans atölyeleri gibi görsel, işitsel ve interaktif projeler sanatsal pratiğinin temelinde yer alır. İstanbul Bienali Çalışma ve Araştırma Programı (ÇAP), Gate 27 Konuk Sanatçı Programı, Cité Des Arts Deniz Villaları Konuk Sanatçı Programı, Karantina Kolektifi ve Invisible Dust iş birliğinde yürütülen “Suyun Hafızası” projesi, son dönemde katıldığı projeler arasında yer alır.

Canan Çetin
Canan Çetin, 1967 yılında Rize’de doğdu. 2018 yılında T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından “Kültürel Miras Taşıyıcısı” ve “Ahşap Oyma Ustası” unvanları ile tescillenmiştir. Doğadan ilham alarak ahşabı doğaya uygun bir şekilde işleyen Çetin, geleneksel sanatlarımızı gelecek nesillere aktarma misyonunu üstlenmiştir. Hâlen Isparta Belediyesi bünyesinde ahşap oyma ustası olarak görev yapmakta ve sanat hayatını Isparta’da sürdürmektedir

Seniha Ünay
Seniha Ünay lise, lisans, yüksek lisans ve sanatta yeterlik eğitimini resim bölümünde tamamladı. 2025 yılında Salt- Forecast Condensed Istanbul sunumlarında yer almak üzere seçildi. 2023 yılında kabul edildiği Daire Sanat Açık Atölye Konuk Sanatçı programında “Bahçe Günü” isimli projesini gerçekleştirdi. 2022 yılında «Manzaranın Yakınında Çok Uzakta» projesi ile CultureCIVIC Sanatsal Üretim Destek Fonu aldı. 2023 yılında “Umwelt” projesi ile Kültür İçin Alan’ın uluslararası dolaşım programına katıldı. 2021 yılında Mişar Art Koordinatörlüğünde Küratör Kevser Güler yürütücülüğündeki #yaşam #adalet #sanat atölyesinde yer aldı. 2020-2021 yılları arasında Güncel Sanat Arşivi bünyesinde “Anlatılar Söyleşi Serisi”ni gerçekleştirdi. 2022 yılından itibaren Esra Oskay ile birlikte ÇAPAK Yazı Çizi Dergisi’ni yürütmektedir. Düzce Üniversitesi Sanat Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Resim Bölümünde çalışmakta ve aynı şehirde yaşamaktadır.
Ünay, çalışmalarında kendinin merkezi konumundan ödün vermeden çevresini tanımlayan, yorumlayan, belirleyen insanın eylemlerine odaklanır. Kaynağını internet haber görselleri ve çeşitli arşivlerden alan bu üretim sürecinde canlı-cansız, insan-insan olmayan arasında açılan mesafeyi sorgular. Yerel hikâyelerin, anlatıların ve anlatıcıların izini sürer.
GREENHOUSE ART DA YS
YAŞAMA YÖNVEREN ELEMENTLER
Etkinlikler
Burada eski ve yeni etkinliklerimizden haberdar olabilirsiniz.
1.Etkinliğimiz Yaşama Yönveren Elementler

,
2.Etkinligimiz
Yüzeyin Kabuğunda

3.Etkinliğimiz
4.Etkinliğimiz
5.Etkinliğimiz
6.Etkinliğimiz
İşbirliği
Etkinliklerimiz katkıda bulunanlara teşekkür ederiz.

Prof. Dr Elif Vatanoğlu-Lutz
İŞBİRLİĞİ İLE
Prof. Dr. E. Elif Vatanoğlu-Lutz, 1999 yılında Istanbul Üniverstiesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. 2007 yılında İstabul Üniverstiesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde Tıp Tarihi ve Etik alanındaki doktorasını tamamladı. 2008-2014 yılları arasında Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde , 2014-2020 arasında Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak görev yaptı. 2008-2011 yılları arasında Kadir Has Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde sağlık hukuku yüksek lisans programında ders verdi. Bütün sosyal bilim disiplinlerinin tıp ile ilişkisine duyduğu ilgi ‘tıpta insan bilimleri’ alanında , özellikle ‘tıp ve sanat’ disiplini ile ilgili verdiği birçok farklı başlıkta dersler ve araştırmalarından sonra 2019 yılında Oksitosin Tıp ve Sanat Platformu’nu kurdu.2021 yılında Gusi Barış Ödülü’nü ülkemize kazandıran ilk Türk Kadını oldu. Halen Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde öğretim üyesidir.

Züleyha Geels
KooRDİNATÖR
Züleyha Geels 1975 yılında Hollanda’da Vitray sanatçısı Hendrik Geels ve Ressam Nancy Henriette Emilie Van der Straeten’ın kızı olarak dünyaya gelmiştir. Çocukluğu Annesi ve babasıyla Fransa, İrlanda ve Hollanda arasında geçmiş, 1984 yılında ailesi İstanbul’a taşınmıştır. Mesleği çevirmenliktir, insanların doğayla iç içe buluşup çalışabileceği, antrenman yapabileceği ya da eğitime katılabileceği Greenhouse’in yaratıcısı ve sahibidir

Melike Bayık
küratör
Bağımsız küratör, sanat yazarı ve akademisyen. Kamusal alan, kentsel adalet, imece, sosyal eşitlik, sürdürülebilirlik ve katılımcı, dayanışma temelli sanat ekosistemleri üzerine çalışmaktadır. AICA Türkiye, CIMAM ve ICOM üyesi olup, sosyo-kültürel ve toplumsal dinamikleri irdeleyen araştırma temelli küratöryel projelere odaklanmaktadır.
Yeditepe Üniversitesi Sanat ve Kültür Yönetimi Programı’nda akademik çalışmalarını sürdürmekte, 2019’dan itibaren Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sanat Tarihi Anabilim Dalı, Batı Sanatı ve Çağdaş Sanat Programı’nda doktora tezine devam etmektedir.
2018’den bu yana Eldem Sanat Alanı’nın kurucu danışmanı, 2020’den bu yana Hitay Vakfı ve Koleksiyonu’nun sanat danışmanı ve koleksiyon yöneticisidir. Aynı zamanda EKSAV Vakfı danışmanı olarak sanatın katılımcı ve dayanışma temelli yapılar içinde nasıl var olabileceğine dair araştırmalar yapmakta, bu doğrultuda kâr amacı gütmeyen inisiyatifler ve kolektiflerle iş birlikleri geliştirmektedir.
Küratöryel pratiğinde disiplinlerarası işbirliklerini ve kolektif üretim süreçlerini merkeze alarak, Eldem Sanat Alanı, Adas.ist, Casa Botter, Bilsart ve Millî Reasürans Sanat Galerisi gibi farklı sanat alanlarında sergiler gerçekleştirmiştir. 2024 yılında 9. Sinop Bienali’nin eş küratörlüğünü üstlenmiştir. Küratöryel projelerinde akademik araştırmaların önemini gözeterek söyleşi ve seminer programları düzenlemiş, farklı yaş gruplarına yönelik çocuk atölyeleri tasarlayarak eğitsel faaliyetler geliştirmiştir.
2023-2024 yıllarında Baksı Müzesi Genç Yönetim Kurulu’nda yer alarak, müzenin sergi ve eğitim programlarında aktif rol üstlenmiştir.
Sanat yazıları ArtDog İstanbul, Sanat Dünyamız, Argonotlar, Oksijen Gazetesi, Artfulliving ve Milliyet Sanat gibi basılı ve dijital platformlarda yayımlanmakta; kitaplar, kataloglar, dergiler ve gazeteler için sanatçı metinleri, sergi değerlendirmeleri ve kavramsal araştırmalar üretmektedir. Akademik, küratöryel ve yazınsal çalışmalarına İstanbul’da devam etmektedir.

Oksitosin Tıp ve Sanat Platformu
İşBİRLİĞİ İLE
Oksitosin Tıp ve Sanat Platformu kurulduğu günden bu yana merceğini bilim, doğa ve tıbbın sanat ile kesişimine odaklarken bir yandan isminden aldığı güçle Oksitosin hoprmonunun sosyal etkileri ile ilgili farkındalık çalışmalarına başladı. Oksitosin’in fizyolojik olduğu kadar sosyal,politik ve sanat alanındaki yansımaları umut ve gelecek vaad ediyor. Bu çalışmaları ile Elif Vatanoğlu-Lutz, 2021 yılında Gusi Barış Ödülü’nü ülkemize kazandıran ilk Türk Kadını oldu. Halen Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde öğretim üyesidir.Platform, bir yandan sanat işlerinin konusu bilim,tıp ve doğa ile ilgili olan sanatçılarla işbirliği yaparken diğer yandan doğada, bilimde ve sağlıkta sürdürebilirlik ile ilgili farklı akademik üretimlerini sanat aracılığı ile gerçekleştirmeyi önemsemektedir.
What are
Ne düşünüyorsunuz?
Etkinliklerimiz hakkındaki düşüncelerinizi lütfen bizimle paylaşın!
Welcome to Greenhouse Art Days
We offer a variety of art classes for all ages, from painting to pottery to drawing.
Upcoming Events
Check out our event calendar for upcoming art workshops, exhibitions, and special guest artist events.
Community Collaboration
We believe in the power of collaboration and supporting local artists.
Contact us
Bizimle iletişime geçmekten çekinmeyin. Her türlü soru, öneri veya işbirliği talepleriniz için doğrudan bize e-posta gönderebilirsiniz. En kısa sürede size dönüş yapacağız!
















